Another great RocketTheme Joomla Template brought to you by the RocketTheme Joomla Template Club.

Altıntepe Kazısı

Giriş Formu






Kayıp Şifre?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
2008 YILI KAZI RAPORLARI PDF Yazdır E-posta
Yazar Prof. Dr. Mehmet Karaosmanoğlu   
Salı, 13 Ekim 2009

ALTINTEPE URARTU KALESİ 2008 YILI KAZI VE ONARIM

ÇALIĞMALARI  

 

Erzincan İli, Üzümlü İlçesi sınırları içerisinde yer alan  Altıntepe Kalesi’ndeki  Kazı ve Onarım Çalışmaları DÖSİM’den gelen ödeneğin kısmen gönderilmesi nedeniyle ancak 1 – 28 Temmuz 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir. Başkanlığımdaki kazı ve onarım çalışmalarına Yrd. Doç .Dr. Birol Can, Arş.Gör. Halim Korucu, Arş.Gör. Mehmet Ali Yılmaz, Restoratör Evren Çoğal ve 2008 yılı Ekip Listesinde adları geçen Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğrencileri katılmışlardır. Önceki yıllarda olduğu gibi Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün il merkezindeki  misafirhanesinde kalınmış ve Erzincan İl Özel İdaresi Müdürlüğü’nce  tahsis edilen bir araçla kaleye gidilmiş ve dönülmüştür. Desteklerinden Dolayı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı DÖSİM’e, Erzincan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne ve Erzincan İl Özel İdaresi Müdürlüğü’ne kazımıza katkılarından dolayı teşekkür ederim. Bu yıl bakanlık temsilcisi olarak kazımıza katılan Ahmet Çelik’e de teşekkür ederim.

 

Altıntepe’deki  kazı çalışmaları 2008 yılı programında belirtilen; Tapınak ve Batı Odaları ile İç Kale Batı Sur dışı Kanalizasyonda, Apadana’da, Kilise’de ve Açık Hava Tapınağında sürdürülmüştür

 

 1)      TAPINAK BATI ODALARI VE İÇKALE BATI SUR DIĞINDAKİÇALIĞMALAR

 

Önceki yıllarda tapınak ve batı bitişiğindeki mekanlarda yapılan çalışmalarımız   bu yılda sürdürülmüştür.  2007 sezonunda yarım kalan batı odaları duvarlarını belirleme çalışmalarımız 6, 7 ve 8  Nolu odalarda devam etmiştir. 6 nolu odanın doğu duvarının İlk evre Apadana kuzeyindeki Mutfak yapısına doğru uzandığı anlaşılmıştır. Genişletilmiş Apadana döneminde mutfak yıkıldığı için bu duvarın da kısmen tahrip edildiği görülmüştür. Apadananın genişletildiği dönemde  6 nolu odanın doğu duvarının uzantısına 7 ve 8 Nolu odalar eklenmiştir. 6 Nolu odanın batı kesimi de temizlenmiş ve bu kesimde ilk kazı dönemindeki planda izlenen bazı hatalar düzeltilerek yeni plana aktarılmıştır.     

 

Çalışmalarımız İlk Dönemde kazılmayan 7 ve 8 Nolu mekanların güney batısındaki boş alanda sürdürülmüştür. 8 Nolu odanın batı duvarının bitişiğinde dışa çıkıntı yapan iki sıralı taş duvarın temizliği sırasında ahşap bir kapı eşiğine ait kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Ahşap eşik oldukça tahrip olmuştu.  Kazılarımız ilerledikçe burada geç döneme ait bir yapılaşmanın olduğu izlenmiştir. Ahşap eşikli kapının ardındaki alanda sürdürülen kazı çalışmalarımızda geçen yıl ortaya çıkardığımız mutfaktan gelen kanalizasyonun 8 nolu odanın yapımı sırasında güney köşesinde tahrip edildiği görülmüştü ve devamının nasıl olduğunu saptayamamıştık, kanalizasyonun devamı ön kısmı tahrip edilmiş olarak bu alanda ortaya çıkarılmıştır. Öncekilerde olduğu gibi, zemin altına taş örgü sistemiyle inşa edilen kanalizasyon izlendiğinde hemen üst kısmında ilk evreye ait tek sıra yassı taş döşemesi çıkmıştır. Bunun benzeri 2007 sezonunda Mutfağın batı kısmında ortaya çıkarılmıştı. Amacının ne olduğu henüz saptanamamıştır. Bu taş döşemenin üst kısmında da  geç döneme ait olduğunu düşündüğümüz bir duvar kalıntısı 6 ve 7 nolu mekanların güney batısında ortaya çıkarılmıştır. Bu alanın güney bitişiğinde Urartu dönemi 5 ve 6 nolu odalarla aynı  seviyede kalın duvarlı, büyük bir oda (yaklaşık, 5.40 m. x 4.10 m) ortaya çıkarılmıştır. Kısmen devşirme, küçük ve büyük taşlardan yapılan yapının içinden kiremit parçaları bulunmuştur ve Bizans dönemi yerleşmesine işaret etmektedir. Bu yılki çalışmalara göre şimdilik Bizans döneminde de erken dönem yapılarından 5, 6, 7 ve 8 Nolu odaların da bazı küçük değişikliklerle kullanıldığını ifade edebiliriz.

 

 1 a) İç Kale Batı Sur Dışı Kanalizasyon Çalışmaları

 

Geçen yıl yaptığımız çalışmalarda Tapınak yapısının güney batı köşesinin yaklaşık 1.5 m. uzağından başlayan ve batıya doğru gittikçe genişleyerek devam eden kanala, 4 Nolu Odanın arka duvarındaki lavabonun döküldüğü kanalın ilerde tuvalet kanalıyla da birleşerek bağlandığı ve 5 nolu oda ile iri çakıl taşı döşeli alanın altından geçerek  İçkale batı suru dışına çıkmıştı. Ana kanalın sur dışında güneyden gelen tali bir kanalla birleştiği görülmüştü. Burada 2008 çalışmalarımızdaki amacımız kanalın nerede ve nasıl sonuçlanacağını ortaya çıkarmaktı. Ancak ödenek yetersizliği nedeniyle ana kanalın sonuna ulaşma gerçekleşememiştir. İlk etapta, ana kanalla birleşen, tali kanalın  mutfaktan geldiği anlaşılmıştır. Sur dışında daha derinden kuzeye doğru surun yakınından ilerleyen kanalın yaklaşık 20 m.lik kısmı açılmıştır. Son açmada surun kerpiç bedeninin olasılıkla bir depremle yıkıldığına işaret eden kerpiç yıkıntıları ortaya çıkarılmıştır.

  

1 b) Tapınak Kuzey Avlu Duvarı Önü:

 Ekibimizin bir kısmı da  geçen yıl başladığımız tapınak avlusunun kuzey dış duvarı önündeki daha erken bir döneme ait olduğunu düşündüğümüz duvarın devamını açma çalışmalarını sürdürmüştür. 4 Nolu Odanın kuzey duvarı dışında başlayan daha basit işli taş temelin kuzey doğuya doğru tek duvar olarak devam ettiği görülmüştür.

 

 

2) APADANA (KABUL SALONU) ÇALIĞMALARI  

 

2004 yılı kazı sezonunda başlanılan “Apadana” kazı çalışmaları  bu yıl da devam etmiştir. Çalışmalar, 2007 kazı sezonunda ortaya çıkan “Apadana”nın güney cephesinde yoğunlaştırılmış, “Apadana”nın iç kısmında 2 adet (21 ve 22 nolu açmalar) ile önceki yıllarda çalışılan 5, 6, 9, 11, 17, 19 ve 20 nolu açmalarda sürdürülmüştür.

           

Bu yılda genişletilmiş Apadana içinde, erken dönem yapılarını ortaya çıkarmak için, çalışmalara devam edilmiştir. Önceki yıllarda yaptığımız çalışmalarda İlk dönem yapısının kuzeyinde iki oda saptanmıştı. Doğudaki küçük odanın işlevini tespit edememiştik. Batıdaki büyük uzun odanın içindeki buluntulardan dolayı mutfak olduğunu söylemiştik. Mutfaktaki açma duvarlarını kaldırdığımızda mekanın doğu köşesinde duvara bitişik, daha önceden yan yana sıralanmış üç adet pitos olarak belirttiğimiz döşemlerin iki adet olduğunu gördük. Bunlardan büyük olan (içten çapı 100 cm. )zeminin üzerine yapılmış, iç kısmı tandır yapımı gibi, killi toprağın  sıvandıktan sonra pişirilmesiyle kalınca bir çeper oluşturulduğunu gördük. İşlevi konusunda henüz bir çözüm getiremedik, değişik bir tandır yapısı da olabilir. İç çapı 90 cm. olan ikincisi döşem zeminin altına yapılmış ve içinde kül yığını bulunan bir tandırdır. Bu alanın batısındaki 2005 yılı çalışmalarında ortaya çıkardığımız Ocakta temizlik yaptığımızda U biçimli olduğu ve önünde de ateşin etrafa saçılmaması için üst kısmı kırılmış bir küpün dip kısmının yerleştirildiği küllük görülmüştür. Mutfaktaki iki açmanın duvarları kaldırıldığında her şeyin daha açık izlendiği ortaya çıkmış  ve yapının içinde iki tandır, bir ocak dört pitos ile batı kesiminde daha önceki yıllarda ortaya çıkan ancak işlevini bilemediğimiz kerpiç toprağı zemine gömülü yaklaşık 15 cm. çapında aralarında 2.40 m. mesafede ve buradaki yangında tamamen yanmış ahşap iki direk çukuru tespit edilmiştir. İnce direkler doğrudan toprak zemine yaklaşık 10-15 cm. gömülmüştü ve altlarına kaide konmamıştır. Bu nedenle çatıyı taşıma gibi işlevlerinin olmadığı anlaşılmaktadır.

 

İlk evre yapılarını tespit çalışmalarımız bu yıl güney tarafta sürdürülmüştür. Geçen yıl 19 nolu açmada 1.35m. derinlikte sertleştirilmiş toprak zemin ve 79 cm. çapında in-situ bir sütun kaidesi ele geçmişti. Bu açmanın doğusunda 20 nolu açma kazılmaya başlanmış ve duvar olabilecek taş sırası ortaya çıkarılmıştı. 2008 yılındaki çalışmalarımıza buradan başladık. Genişletilmiş Apadananın yapımı sırasında ilk evre yapısının kuzey batı ve güney taraflarında genişletme yapılmıştı. Bu kısım yaklaşık 2 m. kadar toprak ve taşlarla   doldurulmuştu. Dolgu toprak alınırken içerisinde üzeri hieroglif yazıtlı ve kabartma olarak yapılmış hilal motifli Urartu dönemi kırmızı pitos parçaları ile üzerine kazınarak çizilmiş bir hayvan resimli bir seramik parçası bulunmuştur. Açmaları genişlettiğimizde 1.35m derindeki sütun kaidesinin doğusunda geçen yıl kısmen açılan duvarı tamamen  ortaya çıkardık. Bu duvarın güneye doğru devam ettiği izlenmiştir. İn-situ sütun kaidesinin doğusundaki duvar 5.50 m. ilerledikten sonra batıya doğru bir köşe yaptığı gözlenmiştir. Buradan 2. 20 m. ilerleyen ve 2.60 m. kalınlığındaki duvarın, geç dönem kulesinin altına doğru uzandığı için, tam uzunluğu tespit edilememiştir. Güneye doğru 4.50 cm. ilerleyen  bu duvarın güney köşesi de ortaya çıkarılmıştır. Köşeden bir duvar doğuya doğru ilk yapının güneydeki uzun duvarı oluştururken, batıya doğru da yaklaşık 2.40m. genişliğindeki duvar bir önce anlattığımız 2.20 m.lik duvarla  paralel gitmektedir.    Yapı tekniği olarak ilk evre mimarisine işaret etmektedir. İlk evre yapısını tespit etmek için Apadanadaki kazı çalışmalarımızın büyük bir bölümü tamamlanmıştır. İlk evre Apadanasının etrafındaki yapıların nasıl olduğu aşağı yukarı ortaya çıkmıştır. Yapının kuzeyinde 6 x 5 m. boyutlarında bir oda, bunun batı bitişiğinde uzun bir mutfak, batıda rampalı bir yolla ulaşılan büyük bir mekan ve bunun hemen güneyinde de ikinci bir mekan yer almaktaydı (?).

 

Apadananın doğu duvarında dökülen taşlar yeniden yerlerine yerleştirilmiştir.

 

   3)      AÇIK HAVA TAPINIM ALANI ÇALIĞMALARI 

 

Altıntepe’nin güneydoğu yamaçlarında ve ova seviyesinden yaklaşık 40 m. yükseklikte uzun bir teras üzerinde Urartu oda mezarları ve açık hava tapınım alanı bulunmaktadır. Açık hava tapınım alanı, uzun mezar terasının kuzeydoğu ucunda, 1 nolu mezara bitişik durumdadır. Tahsin Özgüç dönemi kazı raporlarından, bu kısmın 7,75x11,70 m. ölçülerinde ve 1,5 m. taş örgü üzerinde yükselen kerpiç duvarlarla çevrili olduğu anlaşılmaktadır. Aynı zamanda yukarıdan gelecek akıntıya set duvarı işlevi de gören kuzeybatı duvarının 1 m. önünde, her biri 1,00x0,70 m. ölçülerinde,  yan yana dört adet ince işlenmiş taş kaide bulunmaktadır. Her kaidenin ortasındaki 20 cm. derinliğinde dikdörtgen yuvalar, üzerlerindeki stellerin zıvanaları içindir. Üst kısımları oval ve kaidelerde olduğu gibi iyi işçilik gösteren stellerin her biri 2,30 m. yüksekliktedir. Stellerin önünde, 50 cm. çapında bir sunak bulunmaktadır.

 

Kazısı 1959’da yapılan, ölü kültüyle ilgili 4 stelli bu açık hava tapınım alanı, hem kaçak kazıların hem de yukarıdan gelen akıntının neden olduğu tahribat neticesinde, tıpkı mezar odaları gibi tekrar yıkılmış, kaideler ve steller kırılmış, toprak altına gömülmüştür. Bu kalıntıların tekrar açığa çıkarılarak bir araya getirilmesi amacıyla 2007 sezonunda başlatılan çalışmalara bu yıl kalındığı yerden devam edilmiştir. 01-24 Temmuz 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilen çalışmaların ilk günlerinde açık hava tapınağına ait kalan tüm bloklar açığa çıkarılabilmiştir. Maalesef, ele geçen parçalar, orijinalde olması gereken eserlerin (4 adet stel, 4 adet stel kaidesi, bir adet sunak) yarısı bile değildir. Geri kalan parçaların aradan geçen zaman içerisinde olasılıkla çevre halkı tarafından konut vb. yapımında kullanılmak üzere taşınmış olabileceği düşünülmektedir. Sadece, bu stellerden birine ait tek bir parça, tepeye çıkan araç yolunun sonunda, kazı çadırının yanında bulunmuştur. Olasılıkla, buraya kadar sürüklenen düzgün stel blokları burada parçalanarak araçlara yüklenmiş, oval olan bu parça burada bırakılmıştır.

 

Açık hava tapınağının yerlerinden oynatılan mevcut parçaları, eski kaynaklarda yer alan anlatım ve görsellerin de yardımıyla olması gereken yerlere taşınmıştır. Böylece, 2 stel (1 ve 4 nolu steller) ve bunlara ait iki kaide büyük ölçüde tamamlanmıştır. Söz konusu bloklar yan yana yatırılmış, tepede gerekli güvenlik önlemi henüz alınamadığı ve yeterli ekipman sağlanamadığı için anastylosis çalışmaları önümüzde sezonlara bırakılmıştır.

 

Eski yayınlarda yer alan planlarda, stellerin kuzeybatısında, olasılıkla tepeden gelecek toprak akıntısına karşı set oluşturmak için düzensiz molozlarla örülen bir duvar ve bunun tam ortasında niş benzeri bir girintinin olduğu belirtilmiştir. Ancak, yaptığımız çalışmalarda, stel kaidelerinden daha yüksek bir kotta bulunan ve çok az bir kısmı korunabilmiş olan bu duvarda herhangi bir niş girintisi tespit edilememiştir. Söz konusu gözlem, yapının yeni planına da aktarılmıştır.

 

Açık hava tapınım alanının güneybatı sınırını oluşturulan yaklaşık 1 m. kalınlığındaki duvar, aynı zamanda 1 nolu mezarın kuzeydoğu sınırını oluşturmaktadır. Ancak açık hava tapınım alanının kuzeydoğusunda, mekanı sınırlayan herhangi bir duvara rastlanmamıştır. Bu amaçla, kazı çalışmaları da bu yönde sürdürülmüştür.

 

Açık hava tapınım alanının kuzeydoğusunda, daha yüksek bir kotta başka bir zeminle karşılaşılmıştır. Çok kalın olmayan ve sıkıştırılmış kerpiçten oluşan zemin, bugünkü yürüme tabanından yaklaşık 200 cm. altta tespit edilmiştir. Doğal kayanın düzleştirilmesiyle oluşturulan alanda, zeminde olduğu gibi ana kayanın yüzeyi de sıkıştırılmış kerpiç harcıyla sıvanmıştır. Ne açık hava tapınım alanıyla ne de diğer yönlerde herhangi bir yapıyı işaret edecek bir duvar kalıntısı ya da taşıyıcı izine rastlanmadığı için bu kısım şimdilik bir “mekan” değil, “alan” olarak tanımlanmıştır.

 

Alanın kerpiç zemininde yer yer yoğunlaşan yanık izlerine rastlanmıştır. Aynı zamanda, zemin üzerinde yanmış ve kırılarak dağılmış seramik parçaları da yoğun olarak ele geçmiştir. Bu yılki kazı çalışmalarında söz konusu kerpiç zeminli alanın sınırları belirlenebilmiş değildir. Önümüzdeki kazı sezonlarında bu amaçla kazı çalışmaları sürdürülecektir. Dolayısıyla, şimdilik alanın işlevi hakkında bir fikir öne sürmek mümkün değildir. İlk izlenim, buranın açık hava tapınağı ve mezarlara yakınlığı da göz önünde bulundurularak, bir kremasyon alanı olabileceği yönündedir.

 

Sıkıştırılmış kerpiç döşeli alanı zamanla örtmüş olan yaklaşık 200 cm.lik dolgu içinde de önemli bulgulara rastlanmıştır. Bugünkü yürüme tabanının yaklaşık 140 cm. derinliğe kadar olan en üst katman içinde, tepenin daha üst yamaçlarından dökülmüş olan parçalara rastlanmıştır. Bunlar arasında, yaklaşık -50 kotta ele geçen bir bronz bilezik, yine yaklaşık aynı derinliklerde ele geçen kırık yuvarlak bir taş kap ve çok sayıda seramik parçası  sayılabilir. Bu dolguyla sıkıştırılmış kerpiç zemin arasındaki dolguda, çok sayıda yanık seramik  ve ahşap parçaları, küçük obsidyen yongaları  ele geçmiştir.

 

 4)      KİLİSE KAZI VE ONARIM ÇALIĞMALARI 

 

Altıntepe’nin doğu yamacındaki doğal teras üzerinde, doğu-batı doğrultusunda uzanan mozaikli kilisenin kazıları 2003 ve 2004 dönemlerinde büyük ölçüde tamamlanmıştı. Koruma projesi hazırlanan yapının 2005 döneminde, apsis mozaiği, duvar freskleri, mozaikli bir duvar bloğu ve sütun tamburunun onarımı gerçekleştirilmiş, aynı zamanda koruma yapısı projesinin ilk aşamasında 2x5 metal ayak üzerine oturan çift eğimli çatı inşa edilmişti. Duvar, kapı, havalandırma, aydınlatma ve yürüyüş platformunu kapsayan projenin ikinci aşaması için ölçüm ve çizimler tamamlanarak ilgili kuruluşlarla gerekli görüşme ve yazışmalar yapılmıştır. Zemin mozaiklerinin restorasyonu, söz konusu projenin tamamlanmasından sonra gerçekleştirilebilecektir.

2007 sezonunda mozaiğin zarar görüp görmediğinin tespit edilmesi amacıyla üzerindeki jeo-tekstil kaldırılmış, gerekli görülen yerlerde, özellikle tahrip olmuş kenar kısımlarında daha fazla dökülmesini önlemek amacıyla geçici koruma ve sağlamlaştırma çalışmaları yapılmıştı. Ancak, tepede herhangi bir koruma ve güvenlik önlemi olmadığı için jeotextilin yer yer kaldırıldığı ve mozaiğin kısmen tahrip edildiği gözlenmiştir. 02-21 Temmuz 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilen kilise kazı ve onarım çalışmaları iki başlık altında değerlendirilebilir: Kilise duvar harçlarının sağlamlaştırma çalışmaları ve apsis platformunun mimari evrelerinin tespiti.

 

Kilise duvarları günümüze çok fazla sağlam olarak gelebilmiş değildir. En sağlam korunan kısım olan batı duvarında yükseklik yer yer yaklaşık 2 m.ye kadar ulaşır.  Ancak, zamanla orijinal harç bağlayıcılığını yitirmekte, duvar blokları yerlerinden oynamaktadır. Bu amaçla, bu yılki kilise çalışmalarının ilk etabını korunan duvarların sağlamlaştırılması oluşturmuştur. Ayrıca, koruma yapısı tamamlandıktan sonra bu sağlamlaştırmanın daha zor olacağı bilindiğinden, bu çalışmalara öncelik verilmiştir. Orijinal harca yakın nitelikte oluşturulan restorasyon harcı, restoratör, duvar ustası, işçi ve öğrencilerden oluşan bir ekiple uygulanmıştı. Güney duvarın ortalarından başlanan sağlamlaştırma çalışmaları, daha sonra nisbeten sağlam olan batı duvarında sürdürülmüştür. Ardından kuzey duvar tamamlanmış, doğu duvarın iç kısmındaki apsis platformunun yarısı tamamlanmıştır.

Bu sağlamlaştırma çalışmalarında, önce duvar üzerinde biriken toprak dolgu süpürülerek orijinal harç ve blokların ortaya çıkması sağlanmıştır. Ardından harcın hassaslaşmış ve dökülmek üzere olan kısımları güçlendirilmiştir. Orijinal harca sağlam olan yerlerde dokunulmamış, aynen korunması ve görünmesi sağlanmıştır. Bu çalışmalar esnasında, kuzey duvar örgüsü içinde, daha önce kilisenin diğer kısımlarında da görülen türde geç dönem gömülerine rastlanmıştır. Bunlardan biri kilisenin girişi olarak tahmin edilen kısımdaki bir yetişkin mezarı iken, diğeri aynı duvarın biraz daha doğusunda ve bir çocuğa aittir .

 

Kilise çalışmalarındaki diğer etabı apsis kazıları oluşturmuştur. Zemin mozaiklerinde yaklaşık 65 cm. yüksekte yer alan apsis mozaikleri, dairesel bir bezeme gösterir. Buna dayanarak, apsisin mimari formunun da dairesel olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, söz konusu platformun altında, zemin seviyesinde nasıl bir forma sahip olduğunun anlaşılabilmesi için, bu kısımda sondaj çalışması yapılmıştır. Bu sondaj çalışmasında gözlemlenen temel taşlarının dizilişinden, apsisin ilk inşaasında yarım dairesel olarak tasarlandığı anlaşılmıştır. Apsis platformu toprak dolguyla yükseltilmiş ve yarım dairesel mozaikle kaplanmıştır. Bu toprak platform dolgusu içinde zemin mozaiklerine ait parçalara rastlanmıştır. Anlaşılan, duvar mozaiklerinin ardından zemin mozaikleri döşenmiş, son olarak apsis mozaiği oluşturulmuştur.

 

Kilise çalışmaları süresince, mozaiklerin 2007 onarımlarından sonra tekrar tahrip olmuş kısımlarında geçici onarımlar yapılmıştır. Ayrıca, kilisenin duvar harçlarından, bloklar üzerindeki sıva akıntılarından, mozaik harçlarından (hem nucleus hem de rudus’dan), tesseralardan analiz için örnekler alınmıştır. Kilise güney duvarının dışında 2005 yılında tespit edilen taş örgülü mezardan  ve geç döneme ait mezarlardan analiz ve yaş tayini için kemik örnekleri alınmıştır. Son olarak, metrekareye düşen tessera sayısını hesaplamak amacıyla sayım yapılmış, aynı zamanda apsis mozaiği asetat üzerine çizilmiştir.

 

Onarımlarını yaptığımız taşınmaz kültür varlıklarının yerinde korunabilmeleri için Kale’ye bekçi atanması konusunda Bakanlıktan yardım bekliyoruz.

 

5)      KAZI EVİ / ATÖLYE ÇALIĞMALARI

  

Restoratörümüz daha önceki yıllarda tapınağın dört köşesinden ele geçen bronz madalyonları temizlemiş ve  Apadana’dan ele geçen bronz olarak ifade ettiğimiz kasenin temizlendikten sonra tamamen gümüş olduğu anlaşılmıştır. Eserler Müze görevlilerinden  tutanakla alınmış ve işlemler tamamlandıktan sonra yeniden teslim edilmiştir. Yine Apadanadan küçük parçalar halinde ele geçen  duvar resimleri temizlenerek sağlamlaştırma çalışmaları yapılmıştır. Ayrıca Kazı sezonu içinde çıkan eserlerin çoğunu seramikler oluşturmaktadır. Sağlam olarak ele geçmeyen bu parçalar kazı evinde, güvenli çalışma alanlarında temizlenmesi, çizimi, birleşen parçaların yapıştırılması, fotoğraflanması ve envanterleme çalışmaları yapılmıştır. Depo odasında çalışmalarımızı daha rahat yürütebilmek için kazıdan çıkan etütlük eserler plastik kasalara konularak yeni kurduğumuz çelik raflara yerleştirilmiştir.

Son Güncelleme ( Salı, 13 Ekim 2009 )
 

Kurulum ve Dizayn

Advertisement

Güncel Haberler

..:: ALTINTEPE KAZISI ::.. ..:: ALTINTEPE KAZISI ::.. - 2008 YILI KAZI RAPORLARI