| Altıntepe Kazısı 2004 yılı çalışmaları |
|
|
|
|
------------------------------------------------------------------------------------------- ALTINTEPE URARTU KALESİ2004 YILI KAZI VE ONARIM ÇALIĞMALARI Erzincan İli, Üzümlü İlçesi sınırları içinde kalan Altıntepe Kale Kazısı’nın 2004 yılı çalışmaları 09 Ağustos-10 Eylül 2004 tarihlerinde gerçekleştirilmiştir. Başkanlığımdaki kazılara Arş.Gör. B. Can ve Arş.Gör. H. Korucu dışında doktora öğrencisi B. Gönültaş, yüksek lisans öğrencisi H. Toprak ve arkeolog S. Saraç ile Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğrencileri katılmışlardır. Desteklerinden dolayı Kültür ve Turizm Bakanlığı-Dösim, Atatürk Üniversitesi Araştırma Fonu, Erzincan Valiliği ile İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’ne, ayrıca Bakanlık temsilcimizi yapan İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nden arkeolog sayın Tarkan Özal’a teşekkür ederim. Altıntepe kazılarının 2004 yılı programında proğramında geçen yıl başlatılan Tapınak ve Kilise alanlarının dışında Apadana ve çevresi de çalışma kapsamına alınmıştır.
1) Tapınak Çalışmaları: Tapınağın onarım çalışmalarına 2003 sezonunda başlanılmış olup, öncelikle sella kısmının temizlenerek zeminin düzleştirilmesi ve iç duvar taşlarının dizilmesi gerçekleştirilmişti (Resim: 1). Bunun dışında, tapınak duvarlarının dış kenar ve köşelerinde, temel seviyesine kadar inilerek temel-duvar bağlantıları incelendi. Tapınağın dört köşesinde yer alan temel taşlarının üzerinde açılmış olan dairesel oyuklar tespit edilmişti. Bu oyuklar içinde bulunan ve çapları yaklaşık 8 cm. olan bronz döküm madalyonlar (temel plakaları), örneklerini daha önceden Toprakkale Tapınağı ve Van Kalesi Saray Yapısı’nda gördüğümüz, önemli buluntulardı. Ayrıca, 2003 sezonunda toplam 3 sıra olması gereken ve çoğu etrafa dağılmış, özellikle güney ön cephe ve kısmen yan cephelere ait, Urartu’nun tipik taş işçiliğinin en güzel örneklerinden olan düzgün bazalt blokların ilk sırası ve tapınak girişindeki eşik ve basamak taşları yerlerine yerleştirilmişti. 2004 döneminde, Atatürk Üniversitesi Araştırma Fonunca satın alınan hidrolikli calaska sayesinde, 2. ve 3. sıraya ait blokların yerleştirilişi de büyük ölçüde tamamlanmıştır (Resim: 2). Tapınak taşları defineciler tarafından yıkılıp dağıtıldığı için çalışmalar Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün Altıntepe-I kitabındaki fotoğraflar dikkate alınarak sürdürülmüştür. Defineci tahribatlarının yanı sıra, bölgede sık sık yaşanan büyük depremlerin etkisi, özellikle tapınağın kuzey arka cephesinde net biçimde izlenmekteydi (Resim: 3). Yer yer 15-20 cm. kadar dışa doğru kayan bu taşlar da bu yılki çalışmalarda onarılmıştır. Ancak tapınağa ait bazı taşların başka yerlere taşındığı bu onarım ve ölçümler sırasında anlaşılmıştır. Yapının doğu yan cephesine ait ilk sıra taşlardan bazılarının orijinal olmadığı saptanmış, hatta bu taşların doğrudan temel taşlarına oturmadığı tespit edilmiştir. Tapınağın diğer köşelerindeki rizalitler 4.30 m. olduğu halde bu kısım 3.85 m., yani 45 cm. kısadır. Planlara da bu şekilde yansıtılan farkın, önceki (?) bir onarım sırasında oluştuğu temel taşına kadar açılan küçük bir açmayla saptanabilmiştir (Resim: 4).
2) Kilise Çalışmaları: Tepenin doğu eteğinde yer alan Kilise’nin kazılarına 2003 sezonunda başlanmış, bu dönemde iç mekanı tamamen açılmıştı. Kilise’nin zeminini kaplayan ve Doğu Anadolu için tek örnek olan zemin mozaiklerinde, bitkisel ve geometrik motiflerle bunlar arasındaki çerçevelerde işli çeşitli hayvanlar ve av sahnesi görülmektedir. 2004 dönemi çalışmalarında, mozaiklerin üzerindeki geçici koruyucu örtü değiştirilerek jeo-textil kaplanmıştır (Resim: 5). Gerek mozaikler gerekse duvarlar üzerinde yer yer korunmuş olan geometrik boyalı duvar sıvaları, yapının kiliseye çevrilmeden önce 2 x 4 sütunlu bir Roma dönemi yapısı olduğunu gösterir (Çizim: 1). Bu görüşümüzün diğer bir kanıtı da taban mozaiklerinin Kilise’nin apsis platformunun altına doğru devam ediyor olması, apsisinin mozaiklerin üzerine sonradan ilave edildiğinin kesinlik kazanmasıdır (Resim: 6). Yamaca inşa edilen Kilise’nin batı duvarı burada oluşabilecek baskı da göz önünde bulundurularak payandalarla desteklenmiştir. Son olarak, Kilise’nin dış çevresinde yapılan kazı çalışmalarında, ilişkili yapı gruplarının olmadığı saptanmıştır. Gerek yapı duvarlarının gerekse ziyaretçilerin güvenliği dikkate alınarak Kilise’nin etrafı dikenli tellerle çevrilmiştir.Önümüzdeki kazı dönemlerinde, hem tarihsel ve kültürel hem de turistik önemi nedeniyle, söz konusu yapı ve taban mozaiklerinin gerekli finans kaynakları araştırılarak korunma ve sergilenmesine yönelik bir yapı ve örtü sistemiyle kapatılması amaçlanmaktadır.
3) Apadana (Kabul Salonu) Çalışmaları: Kazılarına ilk olarak 2004 döneminde başladığımız Apadana, gerek konumu gerekse işlevi açısından dikkat çekici bir yapıdır. Diğer Urartu merkezlerinde örneğine az rastlanan yapının özellikle avluya bakan doğu duvar dış cephesindeki taş işçiliği ve tekniğindeki farklılıklar, Apadana’nın en az iki evreli bir yapı olabileceği olasılığını düşündürmüştür. Bu amaçla, öncelikle bu duvar önünde temizlik çalışmaları yoğunlaştırılmıştır. Apadana’nın, tapınağın güney doğu avlu duvarını kısmen kapatan kuzeydoğu köşesindeki kazı çalışmaları devam ettikçe, Apadana iç zeminin altında farklı yapı evrelerinin kanıtları da ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu kısımda doğu duvarının kuzey kesiminin zigzag çizerek batıya doğru ilerlediği tespit edilmiştir (Resim: 7-8).Diğer yandan, Apadana’nın içinde, zeminin hemen altında, büyük boyutlu bir yapıya ait harçlı temel kalıntılarıyla karşılaşılmıştır. Temel kalıntıları izlenerek yapılan genişletme ve açma çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılan 14x10 m. boyutlarındaki mekanın içinden az sayıda Bizans dönemi seramik parçaları çıkarılmıştır. Yer yer inebildiğimiz daha derin seviyelerde, Apadana doğu duvarından 90°’lik açıyla batıya doğru zigzag yaparak uzayan duvarın devamı görünümündeki erken dönem duvarı, Apadana’nın ilk yapım evresinin Urartu dönemine ait olabileceği olasılığını güçlendirmiştir. Buna göre, T. Özgüç başkanlığındaki kazılarda çıkarılan duvar resimleri Apadana’nın ilk evresine aitti ve Apadana ikinci evrede genişletildiğinde Tapınak işlevini çoktan yitirmişti. Ayrıca, zeminin altında kalan ilk evre duvarının üstüne ikinci evrede bir sıra sütun altlığı yerleştirilmişti. Apadana’nın kronolojisinin daha iyi anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi için önümüzdeki kazı sezonlarında çalışmalara devam edilmesi planlanmaktadır (Çizim: 2).
4) Harita ve Plan Çalışmaları: Tapınak, Kilise ve Apadana çalışmalarının başlatılamaması dolayısıyla, zamanı değerlendirmek adına tepe genelinde yapılan genel temizlik ve ölçüm çalışmaları yapıların konumlanışı ve işlevi konusunda önemli fikirler vermiştir. Uzman bir ekip eşliğinde gerçekleştirilen total-station ölçüm çalışmalarında, hem tepenin fiziki durumu hem de toprak üstündeki yapıların planları ayrıntılı biçimde kaydedilmiştir. Daha önceki kalıntıların yanı sıra son iki sezonda çalışılan Tapınak, Kilise ve Apadana’nın kazı ve onarımlardan sonraki durumları da plana aktarılmıştır (Çizim: 3).İlk dönem kazılarına ait yayınlarda tam olarak yer almayan yapı grupları, bu ölçüm çalışmalarıyla kent alanı içinde yerini almıştır. Özellikle yapıları çevreleyen sur duvarlarının plana aktarılması, kent dokusunu kağıt üzerinde büyük ölçüde tamamlamıştır. Çeşitli yapım evreleri barındıran sur duvarlarının bazı kısımlarda değiştirilip genişletilerek, bazı kısımlarda da aynen korunarak geç dönemlerde de kullanıldığı saptanmıştır. Sur duvarlarının kentin kuzeybatısında kalan bölümünde gözlenen kanalizasyon çıkışı, 2003 kazı sezonunda çalışılan Urartu dönemi Kale Kapısı altındaki atık su tahliye sistemiyle aynı tekniğe sahiptir.Bunun dışında, yine ölçüm ve temizlik çalışmaları sırasında gözlemlenen diğer bir yapı, Kale Kapısının kuzeyindeki zemini taş döşeli ve dört sütunla desteklenen revaklı dikdörtgen bir yapıya ait kalıntıdır. Ayrıca bu yapı içinde, büyük bir kaba ait üzerinde boğa başı protomu bulunan kırmızı hamurlu seramik parçası bulunmuştur (Resim: 9).
5) Küçük Buluntular: 2004 dönemi kazı evi çalışmaları, ağırlıklı olarak son iki sezon çalışmalarında elde edilen çok sayıda seramik buluntunun çizim, envanter ve fotoğraflama çalışmalarına yönelik olmuştur. Arkeoloji Bölümü öğrencilerinden oluşan çizim ekibi tarafından çalışılan seramik ve az sayıda cam buluntular, önümüzdeki dönem çalışmalarında da değerlendirilmek üzere Erzincan Arkeoloji Müzesi depolarında korunmaktadır.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Kazı Personeli
| Prof. Dr. Mehmet KARAOSMANOĞLU (Kazı Bşk.) |
| Arş. Gör. Halim KORUCU |
| Arş. Gör. Mehmet Ali YILMAZ |
2004 Yılı Raporu 


